Hiyerarşiler ve şebekeler

HomeKültürKitap & Edebiyat

Hiyerarşiler ve şebekeler

Komplo teorisyenleri, tarihin gözümüzün önünde yazılmadığını; arka odaların ve gizli örgütlerin bulunduğunu iddia ediyor. Resmî tarihten yana olanlardan bazıları ise bunu yalanlamakla meşgul.

Tarihin, hem resmî tarih yazımına kafa yoranlara hem de komplo teorisyenlerine bırakılamayacak kadar ciddi ve hassas bir alan olduğunu düşünenler de var. Ekonomi, Avrupa ve demokrasi tarihi uzmanı Niall Ferguson da onlardan biri. Meydan ve Kule başlıklı kitabında, güç mücadelesinin önemli bir unsuru olan ve kendisinin “şebeke” adını verdiği örgütlerin, tarihin görünür yüzü hiyerarşik yapılanmaları nasıl etkileyip yönlendirdiğini anlatıyor.

BİR ORTA YOL ARAYIŞI

Ferguson, “şebeke” derken sadece o meşhur örgütlenmelere değil, sisteme ve onun işletimine de gönderme yapıyor. Dolayısıyla şebekelerin hiyerarşiyle kesişen ve ayrılan yollarını ortaya koyuyor. Başka bir deyişle hiyerarşi ve şebeke dünyaları arasındaki nüfuz mücadelesine yoğunlaşıyor.

Antikçağ’a kadar uzanan bu gerilim, pek çok alanla doğrudan veya dolaylı olarak da ilintili. Mesela iktisat, sosyoloji, sinirbilim ve davranışbilim bunlardan bazıları. Ferguson, bunların tamamını dikkate alarak geniş bir incelemeye imza atmış.

Yazarın, şebeke-hiyerarşi ilişkisi ve mücadelesini yeterince kavrayamamış tarihçilere dair belirlemesini gözden ırak tutmamak lazım: Ferguson’a göre kimi tarihçilerin başarısızlığı, hiyerarşik düzende yazılanlara ve derlenen belgelere odaklanmasından kaynaklanıyor.

Oysa şebekelerin de not tutup belge düzenlediğini, bunlar ortalıkta fazla dolaşmadığından dikkate alınmayıp spekülasyona açık hâle getirildiğini ve sonuçta komplo teorisyenlerinin türediğini hatırlatıyor yazar.

Illuminati’nin, Yuvarlak Masa Şövalyeleri’nin, Silikon Vadi’nin, Rothschild ve Rockefeller ailelerinin komplo teorisyenlerinin ağzında sakıza dönüşmesi de o belgelerin kasıtlı biçimde yanlış yorumlanmasına dayanıyor Ferguson’a göre.

Devamını Cumhuriyet’te oku.

COMMENTS

WORDPRESS: 0
DISQUS: 0